Işık Kansu - Sansür

Işık Kansu - Sansür

“Sansür yok” diyorlar.
Öyle bir duruma geldik ki, sansürden yakınanlar bile sansür uygular hale geldi.
Yaşamın her alanında küçük sansürcübaşılar türedi.
Sansür öyle bir şey ki; güvenmediğin, yanlışlara gömülmüş birtakım kişilere kefil olmaya, onaylanmayacak ilişkileri kabullenmeye, karşı çıktığınız sapmaları reddetmeye, yapılan uyarılara karşın ilkesizliklerde ısrar edilmesine boyun eğmeye zorlar insanı.
Unutmayın! Üçüncü Abdülhamit dönemindeyiz.
“Ben özgürlükten yanayım, sansüre karşıyım” diyenden bile korkun.


CHP’deki etkin muhalefet
CHP’de yaşananlar gösteriyor ki:
Başta Kemal Kılıçdaroğlu ve yakın çevresi olmak üzere parti yönetimi, şimdiye değin görülmemiş yoğunlukta bir sorgulama altındadır.
Parti içi muhalefet açısından örgüte ve öğretiye dayalı en ciddi hareket, Muharrem İnce ve arkadaşlarınca yürütülen çalışma gibi gözüküyor.
Diğer demeçler, açıklamalar, istifalar tümüyle kendi siyasal geleceklerini önceleyen bireysel çıkışlar. Örgütsel, ilkesel ve düşünsel hiçbir anlam taşımadıkları, daha sonra alttan alan davranış ve özürlerle belirginleşti.


Güvencesiz danışmanlar
Sarayın bol keseden harcamaları dururken milletvekilleri ile danışmanlarının maaşlarını konu etmek artık anlamsız kaçıyor.
Hele de milletvekili danışmanlarının hangi koşullarda çalıştıklarını bile bile.
Büro-İş’in belirlemelerine göre, danışmanların çalışma biçimi milletvekiliyle yaptığı hizmet sözleşmesine dayanıyor. Çalışma koşulları, milletvekilinin isteği ile belirleniyor. İş güvenceleri yok. Hizmet sözleşmesi gereği vekilin tek taraflı imzası ile işe başlıyorlar, aynı biçimde işlerini yitiriyorlar. Ne memurlar, ne de sözleşmeli personel. Kıdem tazminatları yok. İşsizlik fonundan da yararlanamıyorlar. İş Yasası’nda tanımlanmış bir yasal çerçeveleri de bulunmuyor.
Büro-İş diyor ki:
“Türkiye’nin taraf olduğu ILO Sözleşmesi’ne ve İş Kanunu’na da aykırı çalışma koşulları bulunan danışmanların iş güvencesinden yoksun bu koşulları yok sayılarak TBMM’nin ve milletin üzerinde yük ve kamburmuş gibi sunulması, emeğe haksızlıktır.”


TSK’den FETÖ’cü yanıt
Casusluk cemaatinin uydurduğu İstanbul Askeri Casusluk davasında yargılanırken Tamer Karslıoğlu’nun TSK ile ilişiği kesildi. Davadan beraat etti. 69 takdir, ödül, şerit rozet sahibi, sicil notu ortalaması 99 olan Karslıoğlu, TSK ile ilişiğinin kesilmesi karşısında tazminat davası açtı.
Davadaki yargıç, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Karslıoğlu’nun ilişiğinin kesilmesinin nedenini sordu.
Komutanlık, casusluk cemaatinin uyduruk davasının savcısı (şu anda FETÖ’cülükten aranıyor) Fikret Seçen’in savlarına dayanan bir yanıt verdi.
Necip Fazıl ile fotoğraf çektiren, Atatürk’e “firavun” diyen adamın evine giden, en yakın personelinin hemen hepsi casusluk cemaatçisi çıkan Genelkurmay Başkanı’na duyurulur.


İstismar serbest
Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliği değişti. Gerçek ve tüzel kişilere ortaokul düzeyinde yurt, pansiyon açma olanağı tanındı.
Bu demektir ki, çocuk istismarcılarının odağı haline gelmiş Ensar Vakfı vb. cemaat, tarikat kuruluşlarına tam serbestlik geliyor.